23 Ekim 2014 Perşembe

Sınav başarısı zekâdan çok çalışmayı gerekli kılıyor

 

Sınav başarısı zekâdan çok çalışmayı gerekli kılıyor 

 
Sınav başarısı zekâdan çok çalışmayı gerekli kılıyor
                   Türkiye’de her yıl ortalama 2 milyon öğrenci üniversite sınavına, 1 milyon 300 bin öğrenci TEOG ve yıllara göre de 2 milyona yakın aday KPSS’ye girmektedir. Başarıyı yakalayanlar ise sınavlara stratejik hazırlanan adaylardır. Sınavlarda başarılı olmak için üstün zekâ ve yetenekten çok sorumluluk duygusu, zorluklarla baş edebilme gücü ve sınavın gerektirdiği çalışmalara ilgi duyma yatmaktadır. 
                   Hacettepe Üniversitesi tıp veya mühendislik fakülteleri Türkiye’nin yüksek puan ile öğrenci alan üniversitelerinden biridir. Genel kanı ise bu bölümü kazanan öğrencilerin yüksek zekâ seviyesinde olduğudur. Fakat yapılan araştırmada Hacettepe’yi kazanan öğrencilerin zekâ seviyesinin normal zekâ seviyesinde (105 IQ) olduğudur. Ancak araştırmaya katılan öğrencilerin diğerlerinden farkı ders çalışma alışkanlıklarının  % 80 fazla olmalarıdır. Elbette başarıda zekânın önemi yok sayılamaz. Fakat normal zekâ sınırları içinde (90-110 IQ arası) olan bir öğrenci isterse ve düzenli çalışırsa hedeflediği üniversiteyi kazanacaktır.
 
Hedefe ulaşmak için zamanın planlanması gerekir
Yapılacak zaman planlamasıyla gün daha verimli hale getirilebilir. Planlama yapılırken, yatış ve kalkış saatleri ile uykuda geçecek toplam süre öncelikle belirlenmeli ve ölçünün dışına da çıkılmamalıdır. Zamanı kullanma becerisi kazanabilmek için önce, çalışma çizelgesi hazırlanmalı,  çizelgede, derse ve diğer aktivitelere ayıracak zamanlar belirlenmelidir. Çalışılması düşünülen dersler uygun saatlere yerleştirilmelidir.
 
Çalışmayı ertelememelidir
Başarıyı engelleyen faktörlerden birisi de ertelemedir. Sadece hafta sonu çalışırım düşüncesi uygun bir çözüm yolu değildir. Yapılması gereken ders tekrarlarının birikmeden günlük olarak yapılmasıdır. Unutmamanın en önemli ilacı kısa aralıklarla yapılan tekrarlardır. Erteleme yapıldığında ise ders konular birikecek, zamanın daralması, sınava ilişkin beklentilerin artması ve bütün bunların altından nasıl kalkılacağının bilinememesi adaylarda bıkkınlık ve karamsarlık oluşturabilir.
 
Tekrar, bir hatırlama yoludur
Önemli olan çok çalışmak değil, verimli çalışmaktır. Sürekli olarak aynı türden onlarca soru çözmenin öğrenciye pek faydası yoktur. Bu durum sadece rakamsal anlamda öğrenciyi ve aileyi tatmin edecektir. Başarıya ancak nitelikli bir çalışmayla ulaşılır. Bunun için öğrencinin çözdüğü her sorudan bir şey öğrenmesi gerekir.
 
Deneme sınavları tam bir imtihan provası niteliğinde uygulanmalıdır
Gerçek sınavda imtihan boyunca kitapçığın başından kalkılamayacağı için bu sınavlarda da aynı itina gösterilmeli. Sınavda her öğrenci kendi ders başarısına, psikolojik yapısına göre bir strateji belirlemeli. Çözülecek test sınavları bu stratejinin oluşturulabilmesi için mühim birer vasıta. Örneğin aşırı kaygılı, çözemediği sual veya sorular karşısında moral yıkımına uğrayan bir öğrenci, testin en iyi bildiği konularına dönük sorularından başlayarak bu sıkıntısını aşıp aşamadığını bu test çözümlerinde gözlemleyebilir. Deneme sınavı çözmenin bir diğer mantığı da grup içerisindeki pozisyonu ve başarı düzeyindeki değişimi görmektir. Şunu hiçbir vakit unutmamak lazım gelir ki, uygulanan sınavlar, sıralama sınavlarıdır. Yani öğrenciler bireysel bir yarış içerisinde değil. O nedenle test sınavı sonuçlarını da bu kriteri göz önüne alarak değerlendirmek lazım gelir. Test sonuçları değerlendirilirken baz alınacak kriter eğer denemeye sabit sayıda öğrenci giriyorsa grup içerisindeki sıralamadır. Üstelik yüzdelik dilimdeki değişim de fikir verecektir.
 

4 Aralık 2011 Pazar

Matematikte somut örnek verme en iyi yöntem değil


Matematikte somut örnek verme en iyi yöntem değil

ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, matematik eğitimi sırasında somut örnekler vermek en iyi yöntem değil.Araştırmanın yapıldığı Ohio Eyalet Üniversitesinin tanımalı bilim merkezi müdürü Vladimir Sloutsky, "Matematiği somut bir örnekten yola çıkarak anlatmak çok zor. Somut örnekler, öğrenilenleri sınamak için iyi bir yöntem olabilir, ancak eğitim aracı olarak kötü yöntem" diye konuştu.

Amerikan Science dergisinin bugünkü sayısında yayımlanan araştırmaya göre, matematiği somut örneklerle öğrenen öğrenciler, soyut eğitim tarzıyla öğrenenlerle kıyaslandıklarında bunları yeni bir bağlamda kullanmakta sıkıntı çekiyorlar.Araştırmanın eşbaşkanlarından Jennifer Kaminski, soyut yöntem formülünü öğrenmedilerse "A treni B treni ile ne zaman karşılaşır?" sorusunu çözen öğrencilerin büyük bölümünün, bu çözümü diğer örneklere uygulamayamadıklarını belirtti.Teorilerini 4 gruba ayırdıkları 80 öğrenci üzerinde sınayan araştırmacılar, bir aritmetik sorusunun çözümünü ilk üç gruba ayrı ayrı 3 somut örnek vererek, dördüncü gruba da soyut anlatım tekniğiyle öğrettiler.Araştırmacılar daha sonra öğrettiklerini sınamak için çoktan seçmeli bir soruyu 80 öğrencinin tamamına sordular.Soyut yöntemle hesaplamayı öğrenenlerin yüzde 80’i doğru yanıt verirken, büyük bölümünün "kafadan atarak işlem yaptığı" diğer gruplarda sadece yüzde 43 ila yüzde 51 oranında doğru yanıt çıktı. Vladimir Sloutsky, somut örneklerin, öğrencilerin bizzat kavrama odaklanmalarına bile engel olabilecek biçimde ilgilerini dağıtabileceğini belirterek, araştırma sonuçlarının pedagojide uzun zamandır inanılanları tartışmaya açtığına işaret etti. Jennifer Kaminski de "Bu kavramları çok sembolik yöntemlerle anlatmak zorundayız. Öğrenciler böylece bunları çeşitli alanlara ygulamaya çok daha hazırlıklı olurlar" dedi.